Bizim mahallenin çocukları
Göremedi hiç mutlu yarınları.
Ya işkencelerde harcandılar,
Ya dar ağaçlarında sallandılar,
Ya da güneşsiz, nemli zindanlarda
Yıllarca tutsak kaldılar.
Bizim mahallenin gençlerinin
Kimi yurtsever, kimi vatanseverdi.
Hepsi de gariban ailelerdendi.
Fakat anlayamadılar olanları.
Boşuna vuruşup, boşuna dövüştüler;
Anlayamadılar birbirlerini.
Hatırlarım bazen küçüktük…
Aynı topun peşinden koşup,
Anamızın yağ sürüp verdiği,
Üstü şeker serpilmiş ekmeği
Sırayla ısırıp beraber bölüşürdük…
Ta ki mahalleye gelinceye kadar puştluk.
Sonra darbeciler geldi.
Kimi yurt dışına kaçtı,
Kiminin dosyası faili meçhule düştü.
Kalanlarsa hayata küstü.
Birilerinin çıkarı yüzünden
Mahallemize ateş düştü.
Düzen lumpenlere yaradı,
Tavuklar bile havalandı.
Oysa kavgada korkularından
Gelip arkamıza saklanırlardı.
Yemeye ekmek bulamazken
Hepsi de yatlar, katlar aldı.
Mahallede bana âşık bir kız vardı,
Ben geçerken hep balkona çıkardı.
“Gideceğim buradan.” dediğimde
Oturup orada zırıl zırıl ağlardı.
O bile yıllar sonra beni gördü de
Yalandan eşek olup tanımadı.
Bizse değişmedik, değişemedik;
Yine de durduk ayakta dimdik.
Babamızın eski ayakkabılarını
Pençelettirip gururla giyerdik.
Yaşadık çalmadan, soymadan;
Onurumuzu çocuklarımıza bıraktık.
Çünkü biz
bizim mahallenin çocuklarıydık…
Yoksulduk belki,
ama alnımız açıktı.
Birileri servet büyüttü bu dünyada,
biz hatıralar büyüttük.
Onlar saraylarda yaşadı,
biz onurumuzda.
Ve şimdi geriye dönüp bakınca
şunu anlıyorum:
Kaybeden biz değildik…
Sadece
daha pahalı bir hayatı
reddetmiş insanlardık.
✍️ Celal Özdemir