BENİ O ZAMANKİ SİVAS’A GÖTÜRÜN
Yazın bilyeli tahta arabalar,
Kışın karda çıngıraklı kızaklar…
Ayaz olsa, soğuk olsa ne yazar?
Beni o zamanki Sivas’a götürün.
Asılırdık faytonun arkasına,
Aldırmazdık adamın kamçısına.
Gülüyorduk küfürle bağırmasına;
Beni o zamanki Sivas’a götürün.
Kapının önünde oturan kızlar,
Ellerinde etaminler, kasnaklar.
İşlemesinde sanki geleceğini nakışlar;
Beni o zamanki Sivas’a götürün.
Ramazan’da mis gibi çörekler,
Üzerinde renkli renkli horoz şekerler.
İftara doğru fırınlarda bekleyenler;
Beni o zamanki Sivas’a götürün.
Arife günü yapılırdı hurmalar,
Aşure, sütlaç, yaprak sarmalar.
Memecimin giliğini toplayan çocuklar!
Beni o zamanki Sivas’a götürün.
Tekke önünde kilim yıkayanlar,
Tatlı su önünde su dolduranlar,
Pazarda “Hıyara gel, hıyara!” diye bağıranlar;
Beni o zamanki Sivas’a götürün.
Karları oyup yola tuzak kuranlar,
Evlerin ziline basıp basıp saklananlar…
Haydi, neredesiniz haylaz çocuklar?
Beni o zamanki Sivas’a götürün.
Cüneyt’in filmlerine abone olanlar,
Film kopunca kızıp huylananlar,
“Makinist, makinist!” diye bağıranlar;
Beni o zamanki Sivas’a götürün.
Kaydırakta pantolonu yırtılanlar,
Dayak korkusuyla evden kaçanlar,
Mahallede orkestra kurup teneke çalanlar;
Beni o zamanki Sivas’a götürün.
✍️ Celal Özdemir